<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cep Rehberi</title>
	<atom:link href="http://www.ceprehberi.tk/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ceprehberi.tk</link>
	<description>Gündelik Pratik &#039;Cepte Taşınacak&#039;  Bilgiler !</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Apr 2010 20:03:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>İnşaat el arabasından segway</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/insaat-el-arabasindan-segway.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/insaat-el-arabasindan-segway.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 10:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[buluş]]></category>
		<category><![CDATA[el arabasından segway]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[iki teker]]></category>
		<category><![CDATA[Invent]]></category>
		<category><![CDATA[segway]]></category>
		<category><![CDATA[tasarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1136</guid>
		<description><![CDATA[SEGWAY Segway, ya da segway kt (sagway kişisel taşıyıcı) iki tekerlekli kendi kendini dengeleyen bir ulaşım aracıdır. Mucidi Dean Kamen tarafından 2001 yılı Aralık ayında tanıtıldı. Segway kelimesi, italyancada &#8220;takip etmek&#8221; kelimesi için kullanılan &#8220;segue&#8221; kelimesinin sesteşidir. Bu ulaşım aleti, elektrik motoruyla çalışır ve 20 km/h hız yapabilir. Kamuoyuna sunulmadan önce yüzyılın icadı olarak tanıtıldı, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/insaat-el-arabasindan-segway.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>SEGWAY</h2>
<p><strong>Segway</strong>, ya da <strong>segway kt</strong> (sagway kişisel taşıyıcı) iki tekerlekli kendi kendini dengeleyen bir ulaşım aracıdır. Mucidi Dean Kamen tarafından 2001 yılı Aralık ayında tanıtıldı. Segway kelimesi, italyancada &#8220;takip etmek&#8221; kelimesi için kullanılan &#8220;segue&#8221; kelimesinin sesteşidir.</p>
<p>Bu ulaşım aleti, elektrik motoruyla çalışır ve 20 km/h hız yapabilir.</p>
<p>Kamuoyuna sunulmadan önce yüzyılın icadı olarak tanıtıldı, ancak  tanıtım sonrasında beklenen ilgiyi görmedi. Genellikle turistik şehir  turları için turizm firmaları tarafından kullanılmaktadır.</p>
<p>Algılayıcılar sayesinde iki tekerlek üzerinde  otomatik denge sağlayan Segway, üzerinden düşmeyi başaran ilk insan Bush  ile çok daha popüler bir hale geldi. Firma şimdi de General Motors ile  işbirliği içerisinde iki kişilik elektrik enerjili şehir aracını üretti.  Trafik sıkışıklığı ve kazaları önemli ölçüde azaltacağına inanılan  cihaz iki tekerlekli ve iki kişilik olarak tasarlanmış. The Personal  Urban Mobility and Accessibility tanımının kısaltılmış hali olan PUMA  adıyla anılan araç lityum iyon pille çalışıyor.Ekonomik pratik ve hızlı  bir ulaşım aracı olarak çift kişilik bu model nisan 2009 da newyork  sokaklarında test için dolaşmaya başladı.</p>
<p>Segway tarafından geliştirilen iki tekerlekli denge teknolojisini  kullanan PUMA, çift elektrik motoruyla 56 km (35 mil) hız yapabiliyor ve  tam dolu pille 56 km mesafe katediyor. Araç özel algılayıcıları  sayesinde yayaları ve diğer araçları algılayarak çarpışma ve kazaları  engelliyor.</p>
<h3 id="siteSub">Vikipedi, özgür ansiklopedi</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/insaat-el-arabasindan-segway.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/insaat.flv" length="1489183" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Uzmanından atış teknikleri</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/uzmanindan-atis-teknikleri.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/uzmanindan-atis-teknikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 10:41:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[atıcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Av]]></category>
		<category><![CDATA[av silahı]]></category>
		<category><![CDATA[avcılık]]></category>
		<category><![CDATA[fişek]]></category>
		<category><![CDATA[kırma tüfek]]></category>
		<category><![CDATA[nişan alma]]></category>
		<category><![CDATA[pompalı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1134</guid>
		<description><![CDATA[Avcılık üzerine makale Avcıyım diyebilmenin ilk şartı ; Avcılığın yazılı ve yazılı olmayan kurallarına uymak, avın gereği olan, av hayvanlarını korumak, sevmek ve avcı büyüklerine saygı, küçüklere sevgi gibi kavramlara sıkı sıkı sarılmaktır. Unutma ki “Altın ateşte, insan avda belli olur”. Ayrıca av mevsimi sona erdiğinde; Kanunen avı serbest olan zararlılardan başka ; av hayvanlarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/uzmanindan-atis-teknikleri.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><strong>Avcılık üzerine makale<br />
</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><br />
Avcıyım diyebilmenin ilk şartı ; Avcılığın yazılı ve yazılı olmayan  kurallarına uymak, avın gereği olan, av hayvanlarını korumak, sevmek ve  avcı büyüklerine saygı, küçüklere sevgi gibi kavramlara sıkı sıkı  sarılmaktır. Unutma ki “Altın ateşte, insan avda belli olur”.</p>
<p>Ayrıca av mevsimi sona erdiğinde;</p>
<p>Kanunen avı serbest olan zararlılardan başka ; av hayvanlarını avlamak  Kanun&#8217;a, Merkez Av Komisyonu Kararları&#8217;na, avcılık gelenek ve  göreneklerine aykırıdır. Yavru, palaz, yumurta toplayanları, projektör,  far avı yapanları, kısacası MAK hükümlerine aykırı hareket edenleri ikaz  et. Bu gibi kimseler milli servet olan av hayvanlarının tükenmesine  sebep olmakta ve Sen&#8217;in hakkına tecavüz etmektedirler. Buna mani ol.  Üremekte ve gelişmekte olan av hayvanlarını koru , zararlıları ile  mücadele et. Bu senin ilk görevindir.Görevini yerine getirdiğin  nisbette, daha verimli avlanma ve doğal yaşamı gelecek kuşaklara aktarma  imkanına sahip olacağını unutma.</p>
<p>Türkiye&#8217;de avcılık, 1937 tarihli 3167 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu  çerçevesinde yapılmaktadır. Kanun&#8217;da yerleşik uygulamalar ve yasakların  yanı sıra her yıl toplanarak gerekli kararları alacak yetkiye haiz  Merkez Av Komisyonu teşkili mevcuttur. Merkez Av Komisyonu Yasa&#8217;dan  aldığı yetkiyle her yıl Orman Bakanlığı bünyesinde toplanarak gelecek av  sezonu için belirleyici kararları alır. Bu kararların alınmasında  Türkiye Avcılar ve Atıcılar Federasyonu&#8217;da önemli bir rol oynar.</p>
<p>Türkiye&#8217;de avlanılmasına izin verilen yaban hayvanları türlerine ve  avlanma sürelerine göre 3 bölüm altında belirlenmiştir. Bu bölümler  şöyledir:</p>
<p>Birinci grup   : Bıldırcın, kaya güvercini, tahtalı ve üveyik,</p>
<p>İkinci grup    : Keklik, kum kekliği, kıkırlık, bağırtlak,  ada tavşanı ve tavşan,</p>
<p>Üçüncü grup : Tilki, sansar, sakarmeke, ördekgiller,  kazgiller, kızkuşu, karatavuk, çulluk, küçük su çulluğu, sultani su  çulluğu ve bekasin&#8217;den oluşmaktadır.</p>
<p>Adı geçen bu hayvanlar, periyotlar halinde Ağustos ortalarından &#8211;  Şubat sonuna kadar avlatılmaktadır. Ancak kurt, çakal, y.domuzu, vaşak,  pars , kargaların avı bütün bir yıl Orman Bakanlığından izin alınması  koşuluyla serbesttir.</p>
<p>Büyük av hayvanlarından ayı, çengel boynuzlu dağ keçisi (şamua),  yaban keçisi (Bezoar), yaban domuzu, vaşak, kurt, çakal, tilki, av  turizmi başlığı altında yerli ve yabancı avcıların kullanımına bedeli  karşılığı sunulmuştur. Bunların dışında kalan avların, yabancı avcılara  avlatılması sadece özel avlaklarda mümkündür. Yabancı misafir avcılar  özel avlakların haricinde, yukarıda adı geçen av hayvanlarından başka av  hayvanlarını avlayamaz.</p>
<p>Türk avcılara, avlanılmasına izin verilen türler için günlük avlama  limitleri vardır. Avcı arka arkaya gittiği avlarda dahi bir günlük  limitinden fazla av avlayamaz, çantasında ve aracında bir günlük  limitinden fazlasını bulunduramaz ve taşıyamaz. Gece far veya ışıkla  avlanmak, hareket halinde tekne ile avlanmak, gece görüş gözlüğü veya  dürbünüyle avlanmak, ses çıkartan elektronik cihazlarla avlanmak, canlı  mühreyle (decoy) avlanmak, zehirle avlanmak ve hayvanların üreme  zamanlarında avlanmak yasaktır. (Daha bir çok avlanma yasakları olmasına  karşın, en etkin ve önemli olanlarını yazmakla yetiniyoruz)</p>
<p>Türkiye&#8217;de avcılık, 1993 senesine kadar haftanın her günü  yapılmasına karşın, 1993-98 arasında Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve resmi  tatil günleri olarak, 1999-2000 sezonunda ise sadece Cumartesi-Pazar ve  resmi tatil günleri olarak sınırlandırılmıştır.(Avlanma günleri  2000-2001 av sezonu için Çarşamba-Cumartesi-Pazar ve Resmi Tatil günleri  olarak kabul edilmiştir.)</span></p>
<h2><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><strong>Silah seçme</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><br />
Avcılık ve atıcılık ata sporlarımızın en başta gelenlerindendir.  Yüzyıllar önce söylenen &#8220;At, avrat, silah&#8221; deyimi önemini hiç  kaybetmeden bugünde geçerliliğini sür-dürerek silaha düşkünlüğümüzü  ispat-lamaktadır. Tabii küçük reformlarla; örneğin at, yerini  atalarımızın hayal bile edemeyecekleri arabalara bırakmak zorunda  kalmıştır. Ok, yay ve mızrak bugün ateş gücü, öldürücü etkisi, menzili  ve seriliği itibariyle kıyas götürmez ateşli silahlarla değişim sürecini  tamam-lamıştır. Bu uzun süreçte atalarımızdan miras silah ve av  tutkumuz en ufak bir değişime uğramadan bizlere aktarılmıştır. Sadece  fark; avı, hayatta kalma değil hobi amacıyla yapmamız, av sahasına  imkanlarımız nispetinde at yerine arabayla ulaşmamız, ok ve mızrak  yerine bilgimiz, ilgimiz, zevkimiz, doğrultusunda silah kullanmamızdan  ibarettir.</p>
<p>Bu durumda silah seçimi avın ve avlağın giderek tükenmekte  olduğu şu dönemde daha bilinçli olma zorunluluğunu getirmektedir.  Dergiyi okuyan pek çok büyüğüm ve avcı arkadaşım benden mutlaka daha  bilgili ve tecrübelidir. Ama belirteceğim hususların pek çok av ve silah  tutkununa, özellikle yeni meraklı dostlara bir nebze faydalı olacağı  inancındayım&#8230;</p>
<p>Seçim yaparken birkaç tablo yardımıyla silahla ilgili  eğiliminizi ve hangi silahın ne maksatla kullanılabileceğini, basit  teknik özelliklerini gözönüne serip bu konuda kendinizi daha iyi  tanımanıza yardımcı olacağımı düşünüyorum. Belirteceğim hususların çoğu  şahsi kanaatim olup genel için bağlayıcı özellik taşımaz.</p>
<p>Öncelikle ülkemizde bulabileceğimiz av silahları ile ilgili ana  bilgilerin açıklanmasında, kulaktan dolma yanlış bilgilerin doğru  esaslara bağlanmasında fayda görmekteyim.</p>
<p>A) YARI OTOMATİK  ( SEMİ AUTOMATİC): Şu an ülkemizde kullanılan en yaygın av tüfeğidir. Kanun gereği takoz  kullanıp 2+1 fişekle çalışması gerekirken genelde bu yasağa uyulmamakta,  atım adedinin fazla olması nedeniyle tercih edilmelidir. Tercih  nedenlerinden biride yüksek atım sayısı ve yarı otomatik olmasının  getirdiği kendine güvenen hissi, yani hevestir. Bir başka neden koruma  amacıyla makbul görülmesidir. Pek çoğu bu silahları tabanca muadili  olarak görmektedir. Birde köy düğünleri esnasında ve milli maçlar  sonrası insan vurmak için tercih eden yaratıklar vardır ki bunlar  konumuz dışındadır.</p>
<p>Bu silahlar çalışma prensipleri açısından üç grupta incelenir.</p>
<p>1.&#8221;Gazlı&#8221; Tabir Edilenler: Patlama sonrasında tapa namlu ağzına  yanaştığında geride biriken gaz basıncının namlu içerisindeki delikten  alt aktarılıp mekaniz-manın geri iletilmesi sistemiyle çalışır.</p>
<p>2.Döner Başlıklar: Patlama sonucunda geriye hareket etme  eğiliminde olan fişeğin mekanizmayı itmesi sonucu çalışır.</p>
<p>3.Gazlı ve Döner Başlıklar: Her iki sistemin avantajlardan  istifade etmek maksadıyla çıkarılan bir mekanizmadır.</p>
<p>Her üç sistemde de silahın verimi kullanılan malzemenin  kalitesine, işçiliğe ve üretim teknolojisine bağlıdır. Bunları iyi  kullanan markaların silahları diğerlerine üstünlük sağlar.</p>
<p>Avantajlı Yönleri Şunlardır:</p>
<p>1. Geçit avlarında avantaj sağlar. Yılın hırsını ördek ve kaz  geçitlerinde katliama dönüştürmek isteyen iyi bir atıcı için gerçekten  sonucu etkileyebilir.(Şahsen tasvip etmiyorum.)</p>
<p>2. Sürek avlarında avantajlıdır. (Tutukluk yapma ihtimaline  karşı pompalı silahlar tercih edilmelidir. Pompalı silahlar konusuna  ayrıca değineceğim.) Sürek avı risk avıdır, özellikle acemi avcı için!!!  Birkaç yönden domuzun taarruzuna veya geçitine maruz kalma ihtimali  daima vardır ve yaralı bir domuz her zaman çok tehlikelidir. Bu  durumlarda üç veya dördüncü mermi hayat kurtarabilir.</p>
<p>Dezavantajlar:</p>
<p>1. Daima fazla mermi sarfiyatına neden olur. Bu işi gerçekten  bilenler bir uçara veya kaçara ilk iki mermi isabet etmediyse mesafenin  artması nedeniyle üçüncü merminin isabet ihtimalinin çok çok az,  dördüncüsününse hemen hemen hiç olmadığını takdir ederler. Oysa avı  kaçırmama psikolojisiyle genelde üç ve dördüncü atılır. Otomatik tabir  edilen yarı otomatik tüfekle çok mermi atıp çok av yapacağını hayal eden  silah meraklıları bunu asla unutmamalıdır. Yani iki olmazsa üçüncü veya  dördüncüde vururum hissine kapılmayınız, yanılırsınız.</p>
<p>2. Ağırlığı diğer dezavantajıdır. Hem silahın boş ağırlığı, hem  de içindeki 7-8 mermi ilavesi keklik, çulluk, tavşan avı gibi zor ve  çetin arazi avlarında önemli ölçüde dezavantajdır. Unutmayınız, bu tip  arazide kat edilen her kilometre silahın ağırlığını daha da artıracak ve  hele ileri yaştaysanız sizi oldukça yoracaktır.</p>
<p>Bir önceki konuda değindiğimiz gibi bu avlarda 7-8-9 mermi  hiçbir avantaj getirmez. Zaten bu kadar çok mermi alan yarı otomatik  tüfek yabancı menşeli silahlarda pek görülmez. En kalabalığı 5+1 dir.  Demek ki bu heves sadece bize mahsus.</p>
<p>3. Sportmence değildir. Eğer avcı için bugün, korumak vurmaktan  önemliyse o halde şans tanımak çevreci avcının görevidir.</p>
<p>B- POMPALI (PUMP ACTİON):</p>
<p>Ülkemizde genellikle kısa namlulu üretilmektedir. (Yabancı  pompalılarda uzun namlularda mevcuttur.) Bu, ülkemizde üretilen  pompalılara talebin, avdan ziyade savunma amacı taşıdığının bir  göstergesidir. Zaten 45-50-55 cm.lik namlular pek çok av için yeterli  değildir.</p>
<p>Avantajlar:</p>
<p>1) Her ne kadar av tezkeresi ile temini son derece kolayda olsa  da aslında iyi bir yakın savunma silahıdır. Bilindiği üzere çoğu kez  konutlarda, kırsal alanlarda, araçlarda savunma silahı niyetiyle  taşınmaktadır. Magnum namlulu bir pompalı uygun mermiyle çok tehlikeli  bir silaha dönüşebilir. (Şahsım adına 60 cm. den kısa namlulu ve  dipçiksiz olanların av tüfeği kapsamından çıkarılması gerektiğini  düşünüyorum.)</p>
<p>2) Bana göre sürek avının ideal silahıdır. Birkaç yönden azılı  domuzu karşısında gören veya yaralı bir azılının karşısına çıkan avcı  için kurtuluş olabilir. 1993 yılında Seben Yaylasında maalesef bir avcı  yaralı bir domuz tarafından adeta biçilmiştir. Yarı otomatiğe göre  avantajı tutukluluk ihtimalinin az olmasıdır. Çünkü boş kovan atımı ve  yenisinin dolumu manuel (el yardımıyla) yapılmaktadır.</p>
<p>3) Fiyat yönünden diğer sınıflar içinde en hesaplı olanıdır.</p>
<p>Dezavantajları:</p>
<p>1- 60 cm. den kısa namluyla bence av tüfeği değildir. Namlu 60  cm.&#8217;den uzun seçilmelidir.</p>
<p>2- Boşaltma-doldurma hareketi (Pump Action) pratik gerektirir.  Seri olabilmek için özel çalışma yapılmalıdır.</p>
<p>3- Yarı otomatikler gibi ağır ve üstelik hantal sayılabilecek  bir silah türüdür. Tüm bunlara rağmen Amerika&#8217;da yaygın bir av silahı  olduğunu okumaktayız.</p>
<p>C. ÇİFTELER (Yan yana ve üst- alt):</p>
<p>Esasen çifteler tabiri hem süper poze, hem çifteyi kapsamına  alır. Hiçbir yabancı silah kataloğunda süperpoze terimine  rastlayamadığımı ifade edebilirim. Doğru ifade yan yana çifte (Side by  side) ve üst alt çiftedir.(over and under)</p>
<p>Nostaljik açıdan en eski av silahları olması sebebiyle apayrı  bir önem kazanırlar. Yapımı el emeği, ustalık, incelik ve iyi işçilik  gerektirir. Dolayısıyla uğraşı, zeka ve beceri el emeği ve göz nurunun  sonucudur. Centilmen ve sportmen avcının  silahı çiftedir. Üst alt veya  yan yana ayırımına girmiyorum. Çünkü bu kişilerin el alışkanlığı,  beğenisi ve zevkine bağlıdır. Her ikisi de temelde aynıdır. Trap ve  skeet yarışmalarında üst alt çifte avantaj sağlar. Av sahasında fark  kişilerin beğenisine kalmıştır. Süslemeleri (Tam veya yarım çakmak, tam,  yarım çeyrek kabze, standart veya ceylan burnu kundak, standart,  İngiliz, monte carlo dipçik)en iyi gösteren silahlarda bunlardır. Şahsen  yukarıda belirttiğim ayrıntıların yarı otomatik veya pompalıya çifte  kadar yakıştığını düşünmüyorum. Bu tür yerli silahlar size kalibre  açısından da çok seçenek sunar. Zira yurdumuzda 12 kalibre dışında 16,  20, 28, 36, numaralı çifteler dışında pek yarı otomatik ve pompalı  göremezsiniz. 55&#8242; den 76&#8242; ya kadar pek çok namlu uzunluğu da ayrı bir  alternetiftir. Dünyanın biz hariç her yerinde kıymetli ve popüler olan  silahlar çiftelerdir.</p>
<p>D. YİVLİ SİLAHLAR:</p>
<p>Domuz, ayı, geyik, karaca nadiren kurt, çakal, kaz, gibi avlarda  tercih edilen mermi atan silahlardır. Duran  hedeflerde daha etkilidir.  Hareketli hedefi tek mermiyle uzaktan vurma beceri gerektirir. Uzak  mesafeli büyük ava ilgi duyan avcının silahıdır. Özel ihtisas  gerektirdiğinden ve meraklıları zaten ayrıntıları en iyi şekilde  bildiğinden derinlemesine girmiyorum. Yivli silahlarında yarı otomatik,  pompalı ve tek atan tipte çok çeşitli  kalibreleri mevcuttur.</p>
<p>ÇAP AÇISINDAN:</p>
<p>Yivsiz av tüfeğinde çapın nasıl tespit edildiği derginin önceki  sayılarında mevcuttur. Özet olarak 454 gram kurşun örneğin 12 çeşit  parçaya ayrılır 12&#8242;de bir parçası küre haline getirilirse kürenin çapı  12 çapa tekamül eder. 16&#8242;ya ayrılıp bir parça küre haline getirilirse bu  kürenin çapı da 16&#8242;ya denk gelir. Bu sistem İngilizlerin bulduğu bir  sistem olup Dünyada bu şekilde kabul görmüştür.</p>
<p>1- 16 çap: 12 ve 20 nin arasında kalmış bir namlu olduğundan  şahsen tercih etmem. 12 ye göre bence daha az saçmanın hedefe daha toplu  gitmesi dışında avantajı yoktur.</p>
<p>2- 20 çap: Ülkemizde pek kullanılmasa da özellikle A.B.D. de  yaygın olduğunu duymaktayız. Bana göre kullanımı zevkli bir çaptır.  Azaltılmış barut ve saçma ile kendi fişeğini dolduranlara maddi avantaj  sağlaması yanında sesi ve geri tepmesi de azdır. Bıldırcın avında  rahatlıkla kullanıldığı gibi toplu gitmesi nedeniyle ördekte bile  kullanılabilir. Hafifliği ve göze hoş görünümü ayrı bir ayrı bir  avantajdır.</p>
<p>3- 12 çap: Avcının tüfeği 12 çaptır. Genel olarak fişek numarası  ve barut saçma oranının iyi ayarlanmasıyla her avda rahatlıkla  kullanılabilen en iyi çaptır. Öldürücü etkisi, dağılımı itibariyle  avantaj sağlar. Tabii ki her tür çapta şok seçimi önemlidir. Şok  konusunda bilmeniz gerekenleri de derginin önceki sayılarında tüm  ayrıntılarıyla bulabilirsiniz.</p>
<p></span></p>
<h2><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;">YERLİ- YABANCI FARKI: </span></h2>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><br />
Yabancı silah hayranlığıyla yanlış seçimler yapmanızı istemem.  Bu bölümde kesinlikle marka belirtmeyeceğim. Ama yabancı silahların  çoğunun 8. Kalite silahlar olduğunu bilerek üç sıfırlı dolarlarınızı  heba etmemenizi öneririm ama Beretta, Remington, Winchester, Browning,  Group, Bernandelli, S.K.B., Miroku, Antonio Zoli, Darne, Merkel, Saint  Etienne, Churchill artık klasikleşmiş silah devleridir. Farkları  KALİTELİ MALZEME, İŞÇİLİK, KİLİT SİSTEMLERİ ve sonuçta UZUN ÖMÜRLÜ  olmalıdır. Bundan dolayı dedemizin silahını bizde kullanabiliyoruz.  Müşteriye saygıları da apayrı bir güzellik bence. Bugün A.B.D.&#8217; de veya  Avrupa&#8217; da bir silah fabrikasına yazdığınız da 15 günde kataloğu elinize  yollayacaklardır. Ben bizim iki büyük silah fabrikasına çizdiğim  şekilleri fakslayıp özel silah yaptırmak istediğimi en ince ayrıntısıyla  belirtiyorum, beyefendiler fiyatı fakslamaya dahi tenezzül etmiyorlar.  Tek fark bu işte. Tüketici dolayısıyla insana verilen değer ve saygı.  Yoksa el emeği ve zanaatta (işleme, süsleme ve gravür) Düzce ustalarının  , Beyşehir ustalarının en az Avrupalı kadar iyi olduğunu iddia  ediyorum. Ülkemiz silahları istenildiğinde Avrupa silahlarıyla boy  ölçüşebilecekken maalesef piyasada genelde sıra tüfekleri görüyoruz.  Numunelikte olsa ithal ettikleri silahlardan teşhir için bayilere  dağıtsalar sizlerde neler yapabileceklerini hayretle göreceksiniz ama&#8230;</p>
<p>Sonuçta seçici olduktan sonra yerli veya yabancı da çok iyi veya  kötü olabilir ama kilit sistemleri, kubuz ve namlu çeliği, ahşap  aksamı, işçiliği konusunda seçici olmanızı tavsiye ederim. Bu konunun  ayrıntılarına ileri ki yazılarımda ayrıca değinmek istiyorum.</p>
<p>Gönlümüz tabi ki paramızın ülkemizde kalması. Bizler ülkemizle  övünüyoruz ve kesinlikle yabancı malı kompleksi taşı-mıyoruz. Yeter ki  aynı ihtimamı tüm üreticilerde bize göstersin. Dayanıklılık başlı başına bir tercih sebebidir. Bunu tayin eden  faktörler ise: Malzeme kalitesi, işçilik, kilit ve çalışma  mekanizmasının seçimi (Beretta veya Winchester kilit gibi.)  dayanıklılık, namlu basınç ve çıkış kontrol testlerinin dünya  standartlarına uygun olarak yapılmasıdır. Bunlar uygun yapıldığı  taktirde silahın cinsi, menşei, markası ne olursa olsun ömrü uzun  olacaktır. Sonuç olarak örneğin yarı otomatik çifteden dayanıklıdır gibi  bir genelleme doğru değildir.</p>
<p>Silahın ömrünü tayin eden diğer önemli faktörse kullanım  titizliği ve uygun bakımdır. Bu konuda da müteakip sayılarda ayrıntılı  bir yazı hazırlayacağım. Gelelim en önemli konuya:</p>
<p>Lütfen silah alacaksanız yada silah sahibi olupta bugüne dek  öğrenme inceliği göstermediyseniz;</p>
<p>Önce silahın emniyetli bir şekilde nasıl taşınacağını avlakta  emniyet kuralları ve diğer avcıya saygı kültürünü benimseyin, öğrenin ve  çevrenize aşılayın.</p>
<p>Bir bıldırcın için insan vuran, avlağa girdiği anda herkesi  kaçıran ve bunu marifet sayan eli silahlı magandalardan biri olacaksanız</span></p>
<h2><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><strong>Fişek  atarken meydana gelecek arızalar</strong></span></h2>
<p><span style="font-family: arial,helvetica,verdana;"><br />
1-Atış sırasında fişek kovanının çatlaması: Atıştan önce kovanın üzerinde çizgiler bulunması veya kovanın hatalı  imal edilmesi, atış sırasında fişek kovanının çatlamasına neden olur.</p>
<p>Çatlamış kovan gövdesi barut gazının kaçmasına, dolayısı ile ilk  hızın düşmesine neden olur. Kovan gövdesi çatlaması anında dışa doğru  açılacağından fişek yatağını çizerek zamanla aşınmasına neden olur.</p>
<p>2-Fişeğin ateşlenmemesi: Atış sırasında fişek ateşlenmediği taktirde, eğer ateş etmeniz çok  önemli ise yani silahınızı kullanmanız mutlaka gerekiyorsa, panik  yapmadan kapak takımını geri çekip arızalı fişeğin dışarı çıkmasını ve  fişek yatağına yeni fişek girmesini sağlamalısınız. Burada dikkat  etmeniz gereken bir konu var. Arızalı fişeği dışarı çıkartırken her an  patlama riskine karşılık, kesinlikle tabancayı kendinize yaklaştırıp  fişeğe ve tabancaya bakmamalı, namluyu hedeften ayırmadan tabancayı  kendinizden uzak tutarak ve başınızı geriye çevirerek dışarı çıkmasını  sağlamalıyız. Eğer hemen ateş etmeniz gerekmiyorsa, kapak takımını hemen  açmak tehlikeli olacağından, 15-20 saniye bekledikten sonra horoz elle  kurulur ve tetik düşürülür. Yine ateş almazsa aynı işlem tekrar edilir.  Üçüncü kezde ateş almazsa fişek dışarıya çıkartılarak kapsül incelenir. Kapsülde kuvvetli bir iğne izi varsa, iğne normal çarpmıştır ve hata  fişektedir. Yapılacak tek işlem fişeği değiştirmek olacaktır. Ateş  almayan fişek dikkatlice değiştirilmelidir. Aksi taktirde fişeğin  patlamasına neden olabilir.</p>
<p>Fişeğin ateş almamasının nedenleri şunlardır:</p>
<p>a. İğne kapsüle normal bir sertlikte vurmuşsa;<br />
-Fişek fazla nemli ortamda bırakılmıştı,<br />
-Kapsülde alev kanalı yoktur,<br />
-Kapsülde örs yoktur,<br />
-Kapsül içinde barut yoktur,<br />
-Kapsül yüksüğünün dip kısım kalınlığı fazladır,</p>
<p>Bu durumda fişek değiştirilmelidir.</p>
<p>b. İğne kapsüle çok hafif vurmuşsa veya hiç çarpmamıştır;<br />
-Tabancada mekanik bir hata vardır,<br />
-İğne kısadır,<br />
-İğne kırıktır,<br />
-İğne metali zayıftır,<br />
-Mekanizma tam kilitlenmemiştir,<br />
-İğne yuvası içinde yağ veya pislik birikmiştir.</p>
<p>Hata tabanca ve iğnede ise, yetkili silah tamirhanesinde onarımı  yaptırılmalı, bakım hatası ise iyice temizlenmelidir.</p>
<p>3-İğnenin kapsüle çok kuvvetli çarpması: Tetiğin düşü-rülmesi esnasında iğnenin kapsüle çok kuvvetli çarpması  sonucu kapsül delinebilir, hatta kapsül iğneye takılı kalarak tabancanın  tutukluk yapmasına neden olabilir. Bu hatanın nedenleri şunlardır:<br />
a. Kapsülün kapsül yuvasından yüksekte bulunması,<br />
b. İğnenin standartlardan uzun olması,<br />
c. Horoz yayının sert olması nedeni ile horozun iğneye çok kuvvetli  itmesi.</p>
<p>4-Sevk barutunun kısmen yanması: Ateşleme sonucunda sevk barutunun normal yanmaması ile oluşan gaz  basıncı mermiyi namludan dışarı fırlatmaya yeterli gelmez. Bu olay  anında fark edilmezse namludaki bu tıkanıklıktan dolayı, bir sonraki  atışta oluşan basınç ve ikinci merminin etkisiyle namlunun şişmesine  veya parçalanmasına neden olunur.</p>
<p>Sevk barutunun kısmen yanmasının nedenleri şunlardır:<br />
a. Kapsül içindeki barutun az olması,<br />
b. Sevk barutunun nemlenmesi.</p>
<p>Böyle bir durumda, tabanca emniyete alınır, şarjör çıkartılır,  namluya sürülmüş fişek çıkartılır, (toplu tabancada) top yuvaları  boşaltılır. Namlu ucundan geriye doğru harbi ile bastırılarak namlu  içinde kalmış olan mermi çıkarılır. Namluda kalan barut artıkları  temizlendikten sonra atışa devam edilir.</p>
<p>5- Geç ateş alma: Bu arıza rutubetli baruttan, tabancadaki bir arıza veya iğnenin hafif  vuruşundan ileri gelir. Bu arızanın ateş almadan ayırt edilmesi zordur.  Fişeğin ateş almamasından daha tehlikelidir. Fişeğin ateşlenmemesi  duru-munda uygulanan hareket tarzları burada da uygulanır.</p>
<p>6- Kapsülün delinmesi: Bunun nedeni iğnenin uzun olması, horozun iğneye sert çarpması, kapsül  yüksüğünün ince veya sert olmasıdır. Tabancanın tutukluk yapmasına neden  olabilir.</p>
<p>7- Kapsülün gaz kaçırması: Ateşleme sonucunda oluşan barut gazı, kapsül yüksüğü ile yuvası  arasından kaçar bu sırada kapsül etrafında bir kararma meydana gelir.  Kararmanın fazla olması gaz kaçağının fazla olduğunu gösterir. Bu arızanın nedenleri şunlardır:</p>
<p>a. Kapsül yuvası çapının kapsül yüksüğü çapından çok büyük  olması,<br />
b. Barut gazı basıncının fazla olması,<br />
c. Kapsülün hatalı imal edilmesi.</p>
<p>8- Kapsülün gevşek olması: Kapsülün gevşek olması, mermi namlu ağzını terk ettikten sonra, boş  kovan dışarı atılırken kapsülün namlu içine düşmesine neden olur. Bu  durum ikinci atışta namlunun halkavi olmasına hatta namlunun çatlamasına  bile neden olabilir.</p>
<p>9- Kovanın geri çekilmemesi: Mermi namlu ağzını terk ettikten sonra boş kovan geri çekilemez ve  ikinci fişeğin namluya sürülmesine engel olur. Bunun nedenleri  şunlardır:</p>
<p>a. Tırnağın arızalı olması,<br />
b. Kovan dip tablasının çekmeğe müsait olmaması,<br />
c. Fişek yatağındaki barut artıkları ve tozun bakımsızlıktan dolayı  yapışkan etkisi yaparak kovanı bırakmaması.</p>
<p>10- Kovan üzerinde çöküntü: Hazne veya kovandaki yağ ve pislikten dolayı kovan üzerinde içe doğru  bir çöküntü meydana gelir. Böyle durumlarda atışa ara verilerek tam bir  bakım yapılır.</p>
<p>11- Kovanın deforme olması: Atıştan sonra kovan deforme olabilir yani boynu uzayabilir, boğaz kısmı  kısalabilir, kovanda dışa doğru bir şişkinlik olabilir. Bunların nedeni  haznenin arızalı olması ve ayarsızlıktır. Kovandaki şişkinlik ise yüksek  basınçtan ileri gelir.</span></p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="672">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="672" height="1" bgcolor="#aaaaaa"><img src="http://www.nenasil.com/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="1" /></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="672" height="4"><img src="http://www.nenasil.com/images/spacer.gif" border="0" alt="" width="1" height="4" /></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/uzmanindan-atis-teknikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/atis.flv" length="3420455" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Dünyamız ne kadar büyük</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/dunyamiz-ne-kadar-buyuk.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/dunyamiz-ne-kadar-buyuk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 10:34:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[ay]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[dünyamız]]></category>
		<category><![CDATA[galaksi]]></category>
		<category><![CDATA[Güneş]]></category>
		<category><![CDATA[güneş sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1131</guid>
		<description><![CDATA[Dünya (Yer, Yeryüzü, Acun, eski dilde Cihan ya da Arz), Güneş Sistemi&#8217;nin Güneş&#8217;e uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegeni. Üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek doğal gök cismidir. Katı ya da &#8216;kaya&#8217; ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük üyesidir. Büyüklükte, Güneş Sistemi&#8217;nin 8 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/dunyamiz-ne-kadar-buyuk.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<p><strong>Dünya</strong> (<strong>Yer</strong>, <strong>Yeryüzü</strong>, <strong>Acun</strong>, eski dilde <strong>Cihan</strong> ya da <strong>Arz</strong>), Güneş Sistemi&#8217;nin Güneş&#8217;e  uzaklık açısından üçüncü sıradaki gezegeni.  Üzerinde yaşam barındırdığı bilinen tek doğal gök cismidir. Katı ya da  &#8216;kaya&#8217; ağırlıklı yapısı nedeniyle üyesi bulunduğu yer benzeri gezegenler grubuna  adını vermiştir. Bu gezegen grubunun kütle ve hacim açısından en büyük  üyesidir. Büyüklükte, Güneş Sistemi&#8217;nin 8 gezegeni arasında gaz devlerinin büyük farkla arkasından gelerek  beşinci sıraya yerleşir. Tek doğal uydusu Ay&#8217;  dır.</p>
<h2>Yerkürenin  oluşumu</h2>
<p>Yapılan araştırmalar sonucu gezegenimizin yaşı 4,5 milyar yıl olarak  hesaplanmıştır.Geçen bu zaman dilimi, karmaşık bileşik yapılar ve  içerdiği elementler göze alındığında, Güneş,  Dünya ve diğer gezegenler dahil Güneş sistemi&#8217;ndeki yapıları oluşturan  moleküler bulutsunun kaynağı, ömrünü önceden tamamlamış bir genç tip yıldız&#8217;ın  dağılmış artıklarının ve yıldızlarası maddenin bir merkez etrafında  dönerek gittikçe yoğunlaşmasıyla oluşmuştur. Merkezde yoğunlaşan  çoğunlukla Hidrojen ve Helyum molekülleri yeni bir G2 türü yıldızı, yani  Güneş&#8217;i oluşturmaya başlamış, çevre disklerdeki yoğunluklu bölgelerde  ise gezegenler oluşmaya başlamıştır. Dünyamız ise Güneş&#8217;e 3. sırada  yakınlıkta bulunan karasal bir iç gezegendir.</p>
<p>Oluşum diskleri süreci ve sonrasında bu karasal gezegenler ağır  göktaşı çarpışmalarına sahne olmuştur. Göktaşları yapısında bulunan  donmuş buzlar, silikat ve metal yapılar, karaların ve okyanuslarının  oluşmasını sağlamış, merkezde yoğunlaşan ağır demir ve nikel elementleri  ise gezegenimizin çekirdeğini oluşturmuştur. Ağır göktaşı bombardımanı,  asteroid kuşağının Jüpiter&#8217;in güçlü çekim etkisi sonucu daha kararlı  hale gelmesiyle gittikçe azalmıştır. Uygun koşullar oluştuğunda  gelişmeye başlayan canlı hayat sonrasında özellikle bitkiler ve  yaptıkları fotosentez ile atmosfer&#8217;imizin  yapısal bileşimi önemli oranda değişmiş ve oksijen oranının  yükselmesine neden olmuştur.</p>
<h3>Dünya&#8217;nın  Yaşı</h3>
<p>Dünya&#8217;nın yaşı doğrudan doğruya kayaçların yaşıyla ölçülemez. Çünkü bilinen en yaşlı kayaçların bile bugün artık  yeryüzünde var olmayan daha yaşlı kayaçlardan oluştuğunu biliyoruz.  Bugüne kadar saptanabilen en yaşlı kayaçlar Grönland&#8217;ın  batısında bulunmuştur ve 4,1 milyar yaşındadır. Demek oluyor ki  Dünya&#8217;nın yaşı bundan daha fazladır.</p>
<p>Bugün Dünya&#8217;nın yaşını hesaplamak için elde edilen en iyi yöntem  radyoaktif elementlerin yarılanmaları sonucu başka elementlere  dönüşümleridir. Örneğin radyoaktif uranyum elementinin uranyum-238 ve uranyum-235 gibi iki ayrı tipte atomu (izotop)  vardır. Bu atomların ikisi de çok yavaş bir süreçle kurşun atomlarına dönüşür. Öbür uranyum izotopundan biraz daha ağır olan uranyum-238&#8242;in  dönüşümüyle daha hafif bir kurşun izotopu olan kurşun-206,  uranyum-234&#8242;in dönüşümüyle de biraz daha ağır bir izotop olan kurşun-207  atomları oluşur. Uranyum-235&#8242;in kurşuna dönüşme hızı uranyum-238&#8242;in  dönüşme hızından altı kat daha fazladır. Bu nedenler, incelenen bir  kayaçtaki kurşun-206 ve kurşun-207 atomlarının oranı kayacın yaşına  bağlı olarak değişir. En yaşlı olduğu düşünülen bir kurşun minerali ile  bugün okyanuslarda oluşan kurşunun izotop yapısı arasındaki fark, ancak bu iki örneğin  oluşumları arasında 4,55 milyar yıllık bir zaman dilimi olmasıyla  açıklanabilir. Bu süre de Dünya&#8217;nın yaşı olarak kabul edilebilir. En  eski kayaçların yaşını hesaplamak için radyoaktif rubidyum elementinin stronsiyuma dönüşme süreci de temel zaman ölçeği olarak  alınabilir. Bunun sonucunda dünyamızın tahminen 5.5 milyar yıllık olduğu  varsayılmaktadır.</p>
<h2>Biçimi</h2>
<dl>
<dd><em><br />
</em></dd>
</dl>
<p>Dünya&#8217;nın üzerindeki topografik oluşumlar ve kendi ekseni etrafındaki  eksantrik hareketi nedeniyle düzgün bir geometrisi yoktur. Geoibs bir  biçimdedir, fakat ekvatordaki yarıçapı kutuplardaki yarıçapından  fazladır. Bu kutuplarından basık özel küresel geometrik şekil jeoit (Latince,  Eski Yunanca <em>Geo</em> &#8220;dünya&#8221;) yani &#8220;<em>Dünya  şekli</em>&#8221; diye adlandırılır. Referans küremsinin ortalama çapı 12.742  km&#8217;dir (~40.000 km/π). Yer&#8217;in ekseni etrafında dönmesi ekvatorun dışarı  doğru biraz fırlamasına neden olduğu için ekvatorun çapı, kutupları  birleştiren çaptan 43 km daha uzundur. Ortalamadan en büyük sapmalar, Everest Dağı (denizden 8.848 m yüksekte) ve Mariana Çukuru dur (deniz seviyesinin 10.924 m altı).  Dolayısıyla ideal bir elipsoide kıyasla Yer&#8217;in %0,17&#8242;lik toleransı  vardır. Ekvatorun şişkinliği yüzünden Yer&#8217;in merkezinden en yüksek nokta  aslında ekvatordadır.</p>
<h2>İç  yapısı</h2>
<p>Yer&#8217;in içi, diğer gezegenler gibi, kimyasal olarak tabakalardan  oluşur. Yer&#8217;in silikattan oluşmuş bir kabuğu, yüksek viskoziteli  bir mantosu, akışkan bir dış çekirdeği ve katı halde bir iç çekirdeği  vardır.</p>
<p>Yer&#8217;in tabakaları aşağıda belirtilen derinliklerdedir:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Derinlik (Km)</td>
<td>Tabaka</td>
</tr>
<tr>
<td>0–60</td>
<td>Litosfer (5 ila 200 km arası değişir)</td>
</tr>
<tr>
<td>0–35</td>
<td>&#8230; Kabuk (5 ila 70 km arası değişir)</td>
</tr>
<tr>
<td>35–60</td>
<td>&#8230; mantonun en üst kısmı</td>
</tr>
<tr>
<td>35–2890</td>
<td>Manto</td>
</tr>
<tr>
<td>100–700</td>
<td>&#8230; Atmosfer</td>
</tr>
<tr>
<td>2890–5100</td>
<td>Dış kabuk</td>
</tr>
<tr>
<td>5100–6378</td>
<td>İç kabuk</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Dünya&#8217;nın dış kabuğu ile bu kabuğun üzerindeki atmosfer(hava)  ve hidrosfer (okyanuslar ve denizler)katmanları doğrudan gözlemle incelenebilir.  Oysa Dünya&#8217;nın iç bölümlerine ulaşarak yapısını doğrudan inceleme  olanağı yoktur. Dünya&#8217;nın iç yapısına ilişkin bütün bilgiler depremlerin  incelenmesinden ve Dünya&#8217;nın içinde var olduğu düşünülen maddeler  üzerindeki deneylerden elde edilmiştir. Yanardağların varlığına ve yerkabuğunun yüzeyindeki ısı akışı ölçümlerine dayanarak  Dünya&#8217;nın iç böümlerinin çok sıcak olduğunu biliyoruz. Yerkabuğunun  derinliklerine doğru indikçe kayaçların sıcaklığı her kilometrede 30 °C  kadar yükselir. Böylece; kabuğun en alt katmanlarının çok daha üstünde  yer alan kayaçlar kızıl kor haline dönüşür. Aslında Dünya&#8217;nın  büyüklüğüne oranla yerkabuğu çok incedir. Eğer Dünya&#8217;yı bir futbol topu büyüklüğünde düşünürsek kabuğu da ancak topun üzerine yapıştırılmış  bir posta pulu kalınlığındadır. Kabuğun altında kalan kayaçlar ise  akkor sıcaklığına kadar ulaşır.</p>
<p>Depremlerin nedeni, yerkabuğundaki bir kırıkla birbirinden ayrılan iki büyük  kütlenin (levhanın) birdenbire  harekete geçerek üst üste binmesi ya da uzaklaşması sonucunda  yerkabuğunun şiddetle ileri geri sarsılmasıdır. Büyük bir depremde bazi  titreşimler Dünya&#8217;nın öbür yüzündeki dairesel bir alanda &#8220;odaklanır&#8221;.  Buna karşılık bazı titreşimler çekirdeği aşıp öbür yana geçmez. Böylece  Dünya&#8217;nın öbür yüzünde hiçbir titreşimin duyulmadığı halka biçiminde bir  &#8220;gölge&#8221; belirir. Bu gölgenin boyutları ölçülerek çekirdeğin büyüklüğü  hesaplanabilir. Ayrıca deprem titreşimlerinin yayılma hızi saptanarak  içinden geçtikleri maddelerin yoğunluğu, dolayısıyla bileşimi  belirlenebilir. Eritilmiş kayaçlarla yapılan laboratuvar deneyleri bu  çalışmalara büyük ölçüde ışık tutar. Dünya&#8217;nın yüzeyi, kalınlığı 6 ile  70 km arasında değişen bir &#8220;<em>kabuk</em>&#8221; katmanıyla örtülüdür.  Yerkabuğu denen bu katman daha ağır maddelerden oluşan ve 2.865 km  derine inen çok kalın &#8220;<em>manto</em>&#8221; katmanının üzerine oturur. Mantonun bittiği  yerde Dünya&#8217;nın merkezine kadar kadar 3.473 km boyunca uzanan &#8220;<em>çekirdek</em>&#8221;  başlar. Jeologlara göre, içteki manto katmanı çok büyük kabarma  harektleri sonucunda yerkabuğunu iterek birçok yerde yüzeye cıkmıştır.  Ayrıca normal olarak yerkabuğunun yapısında bulunmayan bazı kayaçlar da  yanardağı hareketleri nedeniyle Dünya&#8217;nın yüzeyine ulaşmıştır. Jeologlar bu verilere dayanarak mantonun üst  kesimlerinin &#8220;<em>ültrabazik</em>&#8221; korkayaçlardan oluştuğunu ileri  sürerler. Bir yanda &#8220;<em>asit</em>&#8221; kayaç olarak nitelenen granitin yer aldığı kayaç sınıflandırmasının öbür ucunda bulunan bu ültrabazik  kayaçlar ağır demir ve magnezyum silikatlardan oluşur. Mantonun alt  bölümlerinin de aynı yapıda, ama daha ağır ve yoğun olduğu  sanılmaktadır. Çekirdeğin yapısındaki maddeler ise hem mantodakilerden  daha ağır, hem de hiç değilse çekirdeğin dış bölümünde sıvı haldedir.  Buna karşılık çekirdeğin içinin manto ve kabuk gibi katı olduğu  sanılıyor. Yerçekirdeğin olağanüstü bir basınç vardır. Bilinen  elementlerin çoğu böylesine büyük bir basınç altında çok yoğunlaşmış  olarak bulunabilir; ama jeologların genel kanısı, bazı demirli  göktaşları (meteoritler) gibi çekirdeğin de metal halindeki nikel ve demirden oluştuğudur.</p>
<h2>Levha hareketleri</h2>
<dl>
<dd><em><br />
</em></dd>
</dl>
<p>Levha  hareket teorisi&#8217;ne (<strong>tektonik levha teorisi</strong> olarak da bilinir)  göre Yer&#8217;in en dış kısmı iki tabakadan oluşur: kabuğu da  kapsayan litosfer ve mantonun katılaşmış dış kısmı. Litosferin altında astenosfer bulunur, bu mantonun yüksek viskoziteli olan iç kısmıdır.</p>
<p>Litosfer, astenosferin üzerinde, tektonik  levhalara ayrılmış bir halde yüzmektedir. Bu plakalar belli temas  noktalarında üç tür hareketten birini gösterirler: yaklaşma, uzaklaşma  veya yanyana kayma. Bu temas noktalarında depremler,  volkanik  faaliyetler, dağ oluşumları ve okyanus  dibi hendekler oluşur.</p>
<p>Ana plakalar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Afrika plakası,  Afrika&#8217;yı  kapsar.</li>
<li>Antarktik plakası, Antarktika&#8217;yı kapsar</li>
<li>Avustralya  plakası, Avustralya&#8217;yı kapsar. (Hint plakası ile 50-555  milyon yıl önce birleşmiştir)</li>
<li>Avrasya  plakası, Asya ve Avrupa&#8217;yı  kapsar.</li>
<li>Kuzey  Amerika plakası, Kuzey  Amerika ve kuzey-doğu Sibirya&#8217;yı  kapsar</li>
<li>Güney  Amerika plakası, Güney Amerika&#8217;yı kapsar.</li>
<li>Büyük  Okyanus plakası, Büyük Okyanus&#8217;unu kapsar</li>
</ul>
<p>Önemli küçük plakalar arasinda Hint plakası,  Arabistan  plakası, Karaip plakası,  Nazka plakası,  Skotia plakası ve Anadolu  plakası sayılabilir.</p>
<h4>Aşınma</h4>
<p>Kıtaları oluşturan güç, levha hareketlerinin motoru olan Yer&#8217;in iç  enerji kaynağıysa, çok daha büyük bir dış enerji kaynağı, kıtaları  aşındırarak yok etme sürecinde etkili olur: Güneş enerjisi. Atmosfer  hareketlerini ve su döngüsünü sürdürmek için gerekli enerjiyi sağlayan  güneş ışınları, su ve rüzgar aşındırması ile kıta yüzeylerinden  koparılan minerallerin yine bu iki araç yardımıyla okyanus tabanlarına  taşınarak çökmesine yardımcı olur. Bu mekanizma ile okyanus kabuğu  üzerinde gittikçe kalınlaşarak biriken tortul kaya katmanı, dalma-batma mekanizması sırasında yerküre içlerine taşınarak  yeniden erir.</p>
<p>Aşınma mekanizması, suyun yerçekimi etkisi altındaki hareketlerini izler,  yüksek dağların aşınarak alçalmasına, okyanus derinliklerinin dolarak  yükselmesine yol açar, sonuçta yer yuvarlağının girinti ve  çıkıntılarının törpülenerek çekim etkisi ile belirlenmiş ideal jeoit biçimine  yaklaşması yönünde çalışır.</p>
<p>Güneş Sistemi’nin oluşumu ile ilgili farklı teoriler ortaya  atılmıştır. En geçerli teori sayılan Kant-Laplace teorisine Nebula  teorisi de denir. Bu teoriye göre, Nebula adı verilen kızgın gaz kütlesi  ekseni çevresinde sarmal bir hareketle dönerken, zamanla soğuyarak  küçülmüştür. Bu dönüş etkisiyle oluşan çekim merkezinde Güneş  oluşmuştur. Gazlardan hafif olanları Güneş tarafından çekilmiş, çekim  etkisi dışındakiler uzay boşluğuna dağılmış ağır olanlar da Güneş’ten  farklı uzaklıklarda soğuyarak gezegenleri oluşturmuşlardır.</p>
<p>Dünya’nın Oluşumu Dünya, Güneş Sistemi oluştuğunda kızgın bir gaz  kütlesi halindeydi. Zamanla ekseni çevresindeki dönüşünün etkisiyle,  dıştan içe doğru soğumuş, böylece iç içe geçmiş farklı sıcaklıktaki  katmanlar oluşmuştur. Günümüzde iç kısımlarda yüksek sıcaklık  korunmaktadır. Dünya’nın oluşumundan bugüne kadar geçen zaman ve  Dünya’nın yapısı jeolojik zamanlar yardımıyla belirlenir.</p>
<p>Jeolojik Zamanlar Yaklaşık 4,5 milyar yaşında olan Dünya, günümüze  kadar çeşitli evrelerden geçmiştir. Jeolojik zamanlar adı verilen bu  evrelerin her birinde , değişik canlı türleri ve iklim koşulları  görülmüştür. Dünya’nın yapısını inceleyen jeoloji bilimi, jeolojik  zamanlar belirlenirken fosillerden ve tortul tabakaların özelliklerinden  yararlanılır. Jeolojik zamanlar günümüze en yakın zaman en üstte olacak  şekilde sıralanır.</p>
<p>Dördüncü Zaman Üçüncü Zaman İkinci Zaman Birinci Zaman İlkel Zaman</p>
<p>İlkel Zaman Günümüzden yaklaşık 600 milyon yıl önce sona erdiği  varsayılan jeolojik zamandır. İlkel zamanın yaklaşık 4 milyar yıl  sürdüğü tahmin edilmektedir.</p>
<p>Zamanın önemli olayları : Sularda tek hücreli canlıların ortaya  çıkışı En eski kıta çekirdeklerinin oluşumu</p>
<p>İlkel zamanı karakterize eden canlılar alg ve radiolariadır.</p>
<p>Birinci Zaman (Paleozoik)</p>
<p>Günümüzden yaklaşık 225 milyon yıl önce sona erdiği varsayılan  jeolojik zamandır. Birinci zamanın yaklaşık 375 milyon yıl sürdüğü  tahmin edilmektedir.</p>
<p>Zamanın önemli olayları : Kaledonya ve Hersinya kıvrımlarının oluşumu  Özellikle karbon devrinde kömür yataklarının oluşumu İlk kara  bitkilerinin ortaya çıkışı Balığa benzer ilk organizmaların ortaya  çıkışı Birinci zamanı karakterize eden canlılar graptolith ve  trilobittir.</p>
<p>İkinci Zaman (Mezozoik) Günümüzden yaklaşık 65 milyon yıl önce sona  erdiği varsayılan jeolojik zamandır. İkinci zamanın yaklaşık 160 milyon  yıl sürdüğü tahmin edilmektedir. İkinci zamanı karakterize eden dinazor  ve ammonitler bu zamanın sonunda yok olmuşlardır.</p>
<p>Zamanın önemli olayları : Ekvatoral ve soğuk iklimlerin belirmesi  Kimmeridge ve Avustrien kıvrımlarının oluşumu İkinci zamanı karakterize  eden canlılar ammonit ve dinazordur.</p>
<p>Üçüncü Zaman (Neozoik) Günümüzden yaklaşık 2 milyon yıl önce sona  erdiği varsayılan jeolojik zamandır. Üçüncü zamanın yaklaşık 63 milyon  yıl sürdüğü tahmin edilmektedir.</p>
<p>Zamanın önemli olayları : § Kıtaların bugünkü görünümünü kazanmaya  başlaması § Linyit havzalarının oluşumu § Bugünkü iklim bölgelerinin ve  bitki topluluklarının belirmeye başlaması § Alp kıvrım sisteminin  gelişmesi § Nümmilitler ve memelilerin ortaya çıkışı Üçüncü zamanı  karakterize eden canlılar nummilit, hipparion, elephas ve mastadondur.</p>
<p>Dördüncü Zaman (Kuaterner) Günümüzden 2 milyon yıl önce başladığı ve  hala sürdüğü varsayılan jeolojik zamandır. Zamanın önemli olayları :  İklimde büyük değişikliklerin ve dört buzul döneminin (Günz, Mindel,  Riss, Würm) yaşanması İnsanın ortaya çıkışı Dördüncü zamanı karakterize  eden canlılar mamut ve insandır.<br />
Dünya’nın İç Yapısı Dünya, kalınlık, yoğunluk ve sıcaklıkları farklı, iç  içe geçmiş çeşitli katmanlardan oluşmuştur. Bu katmanların özellikleri  hakkında bilgi edinilirken deprem dalgalarından yararlanılır.</p>
<p>Çekirdek Manto Taşküre (Litosfer)</p>
<p>Deprem Dalgaları Deprem dalgaları farklı dalga boylarını  göstermektedir. Deprem dalgaları yoğun tabakalardan geçerken dalga  boyları küçülür, titreşim sayısı artar. Yoğunluğu az olan tabakalarda  ise dalga boyu uzar, titreşim sayısı azalır.</p>
<p>Çekirdek Yoğunluk ve ağırlık bakımından en ağır elementlerin  bulunduğu bölümdür. Dünya’nın en iç bölümünü oluşturan çekirdeğin,  5120-2890 km’ler arasındaki kısmına dış çekirdek, 6371-5150 km’ler  arasındaki kısmına iç çekirdek denir. İç çekirdekte bulunan demir-nikel  karışımı çok yüksek basınç ve sıcaklık etkisiyle kristal haldedir. Dış  çekirdekte ise bu karışım ergimiş haldedir.</p>
<p>Manto Litosfer ile çekirdek arasındaki katmandır. 100-2890 km’ler  arasında bulunan mantonun yoğunluğu 3,3-5,5 g/cm3 sıcaklığı 1900-3700 °C  arasında değişir. Manto, yer hacminin en büyük bölümünü oluşturur.  Yapısında silisyum, magnezyum , nikel ve demir bulunmaktadır. Mantonun  üst kesimi yüksek sıcaklık ve basınçtan dolayı plastiki özellik  gösterir. Alt kesimleri ise sıvı halde bulunur. Bu nedenle mantoda  sürekli olarak alçalıcı-yükselici hareketler görülür.</p>
<p>Mantodaki Alçalıcı-Yükselici Hareketler Mantonun alt ve üst  kısımlarındaki yoğunluk farkı nedeniyle magma adı verilen kızgın akıcı  madde yerkabuğuna doğru yükselir. Yoğunluğun arttığı bölümlerde ise  magma yerin içine doğru sokulur.</p>
<p>Taşküre (Litosfer) Mantonun üstünde yer alan ve yeryüzüne kadar  uzanan katmandır. Kalınlığı ortalama 100 km’dir. Taşküre’nin ortalama 35  km’lik üst bölümüne yerkabuğu denir. Daha çok silisyum ve alüminyum  bileşimindeki taşlardan oluşması nedeniyle sial de denir. Yerkabuğunun  altındaki bölüme ise silisyum ve magnezyumdan oluştuğu için sima denir.  Sial, okyanus tabanlarında incelir yer yer kaybolur. Örneğin Büyük  Okyanus tabanının bazı bölümlerinde sial görülmez. Yeryüzünden yerin  derinliklerine inildikçe 33 m’de bir sıcaklık 1 °C artar. Buna jeoterm  basamağı denir.</p>
<p>Kıtalar ve Okyanuslar Yeryüzünün üst bölümü kara parçalarından ve su  kütlelerinden oluşmuştur. Denizlerin ortasında çok büyük birer ada gibi  duran kara kütlelerine kıta denir. Kuzey Yarım Küre’de karalar, Güney  Yarım Küre’den daha geniş yer kaplar. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika’nın  tamamı ve Afrika’nın büyük bir bölümü Kuzey Yarım Küre’de yer alır.  Güney Amerika’nın ve Afrika’nın büyük bir bölümü, Avustralya ve  çevresindeki adalarla Antartika kıtası Güney Yarım Küre’de bulunur.  Yeryüzünün yaklaşık ¾’ü sularla kaplıdır. Kıtaların birbirinden ayıran  büyük su kütlelerine okyanus denir.</p>
<p>Kara ve Denizlerin Farklı Dağılışının Sonuçları Karaların Kuzey Yarım  Küre’de daha fazla yer kaplaması nedeniyle, Kuzey Yarım Küre’de; Yıllık  sıcaklık ortalaması daha yüksektir. Sıcaklık farkları daha belirgindir.  Eş sıcaklık eğrileri enlemlerden daha fazla sapma gösterir. Kıtalar  arası ulaşım daha kolaydır. Nüfus daha kalabalıktır. Kültürlerin  gelişmesi ve yayılması daha kolaydır. Ekonomi daha hızlı ve daha çok  gelişmiştir.</p>
<p>Hipsografik Eğri Yeryüzünün yükseklik ve derinlik basamaklarını  gösteren eğridir. Kıta Platformu: Derin deniz platformundan sonra yüksek  dağlar ile kıyı ovaları arasındaki en geniş bölümdür. Karaların  Ortalama Yüksekliği: Karaların ortalama yüksekliği 1000 m dir. Dünya’nın  en yüksek yeri deniz seviyesinden 8840 m yükseklikteki Everest  Tepesi’dir. Kıta Sahanlığı: Deniz seviyesinin altında, kıyı çizgisinden  -200 m derine kadar inen bölüme kıta sahanlığı (şelf) denir. Şelf  kıtaların su altında kalmış bölümleri sayılır. Kıta Yamacı: Şelf ile  derin deniz platformunu birbirine bağlayan bölümdür. Denizlerin Ortalama  Derinliği: Denizlerin ortalama derinliği 4000 m dir. Dünya’nın en derin  yeri olan Mariana Çukuru denzi seviyesinden 11.035 m derinliktedir.  Derin Deniz Platformu: Kıta yamaçları ile çevrelenmiş, ortalama  derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş bölümüdür. Derin Deniz  Çukurları: Sima üzerinde hareket eden kıtaların, birbirine çarptıkları  yerlerde bulunur. Yeryüzünün en dar bölümüdür.</p>
<h3 id="siteSub">Vikipedi, özgür ansiklopedi</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/dunyamiz-ne-kadar-buyuk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/dunya.flv" length="1946582" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Milyonda bir olur</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/milyonda-bir-olur.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/milyonda-bir-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 10:27:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[iş kazası]]></category>
		<category><![CDATA[kıl payı]]></category>
		<category><![CDATA[milyonda bir olacak]]></category>
		<category><![CDATA[trafik kazası]]></category>
		<category><![CDATA[tren kazası]]></category>
		<category><![CDATA[uçak kazası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1129</guid>
		<description><![CDATA[Videoda izleyeceğiniz görüntülerden bazıları milyonda bir olacak olaylar. trafik kazaları , tren kazaları ve diğer kazalar kıl payı önleniyor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/milyonda-bir-olur.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<p>Videoda izleyeceğiniz görüntülerden bazıları milyonda bir olacak olaylar. trafik kazaları , tren kazaları ve diğer kazalar kıl payı önleniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/milyonda-bir-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/milyondabir.flv" length="4686418" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Yumurta böyle soyulur</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/yumurta-boyle-soyulur.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/yumurta-boyle-soyulur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 10:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[Besin]]></category>
		<category><![CDATA[neden yumurta yemeliyiz]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecek]]></category>
		<category><![CDATA[yumurta]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1127</guid>
		<description><![CDATA[Yumurta Yumurta dişi hayvanların ve özellikle kuşların embriyoyu korumak amacıyla yumurtladığı yuvarlak ve oval şekilli cisimlerdir. Bir çok hayvanın yumurtaları yiyecek olarak kullanılabilmesine karşın, yumurta denince akla ilk gelen şey tavuk yumurtasıdır. Tavuk yumurtası sayısız yemeğin hazırlanmasında malzeme olarak kullanılır. Dünyanın hemen hemen her mutfağında yaygın olarak kullanılır. Son yıllarda hazır gıda üretimindeki artış, yumurtanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/yumurta-boyle-soyulur.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>Yumurta</h2>
<p><strong>Yumurta</strong> dişi hayvanların ve özellikle kuşların embriyoyu korumak amacıyla yumurtladığı yuvarlak ve oval şekilli cisimlerdir. Bir  çok hayvanın yumurtaları yiyecek olarak kullanılabilmesine karşın,  yumurta denince akla ilk gelen şey tavuk yumurtasıdır. Tavuk yumurtası sayısız yemeğin hazırlanmasında malzeme olarak kullanılır.  Dünyanın hemen hemen her mutfağında yaygın olarak kullanılır.</p>
<p>Son yıllarda hazır gıda üretimindeki artış, yumurtanın kullanıma  hazır, pastorize ve yumurta  tozu halinde üretimini yaygınlaştırmıştır.</p>
<p>Yapılan araştırmalar besinler içindeki en kaliteli proteinin  yumurtada olduğunu tespit etmiştir.Ayrıca yumurta dışarıdan alınması  gerekli olan ‘elzem amino asitleri’ dengeli ve yeterli miktarda  içerir.Vücuda gerekli olan başta A,B,D ve E ve bir çok vitamini ciddi  oranda barındırır.</p>
<p>Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi açısından çok gereklidir.</p>
<p>Bir adet yumurta ortalama 50 gram olarak kabul edilebilir ve bir  yumurtadaki besin değerleri ortalama;</p>
<p>70 Kal 6 gr. Protein 1.5 gr. Yağ 1 gr. Karbonhidrat</p>
<p>şeklindedir.</p>
<p>Genel olarak yumurtanın sarısı büyük oranda vitamin ve yağları ,  beyaz kısmı ise büyük oranda proteinleri içerir. Yumurtanın protein  emilimi bakımından en etkili tüketim şekli rafadan olarak bilinmektedir.<br />
Neden Yumurta Yemeliyiz?</p>
<ul>
<li>Yumurta, anne sütünden sonra insanın ihtiyacı olan tüm besin  öğelerini bulunduran tek besin kaynağıdır. A, D, E ve B grubu  vitaminleri önemli oranda içeren yumurta, içinde bulunan KOLİN sayesinde  beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesinde önemli rol oynar.</li>
<li>Yumurta sarısı, D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir ve güneş  ışıklarından da yeterince faydalanıldığı taktirde yumurta özellikle  çocuklarda D vitamini eksikliğine bağlı kemik bozukluğu oluşmasını  engeller.</li>
<li>Yumurta, demir ve çinko gibi sağlığımız açısından önem taşıyan  mineralleri de içerir. Demir, kan yapımı için gereklidir.Ayrıca demirin  büyüme, gelişme ve hastalıklardan koruma rölü vardır. Yetersizliği de  çocukların öğrenme yeteneğini ve okul başarısını azaltır.</li>
<li>Yumurtadaki protein tüm besinler içinde en kalitelidir. Yumurtada  proteinin biyolojik yararlığı %100 iken bu değer sütte %85, balıkta %76,  sığır etinde %74&#8242;de kalmaktadır.</li>
<li>Göz sağlığını korur, ileri yaşlarda oluşabilecek görme bozuklukları  ve katarakt riskini azaltır.</li>
<li>İçinde bulundurduğu 12 çeşit besin öğesiyle yumurta sindirimi en  kolay, en lezzetli ve en ucuz besin deposudur.</li>
<li>Yumurta, kronik hastalıklardan korunmada, sindirim sisteminin  sağlığında ve korunmasında önemlidir&#8230;.</li>
</ul>
<h3 id="siteSub">Vikipedi, özgür ansiklopedi</h3>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/yumurta-boyle-soyulur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/yumurta.flv" length="564742" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Çılgın Şantiye</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/cilgin-santiye.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/cilgin-santiye.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 19:17:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[iş güvenliği]]></category>
		<category><![CDATA[şantiye]]></category>
		<category><![CDATA[şantiye eğlencesi]]></category>
		<category><![CDATA[şantiye işçisi]]></category>
		<category><![CDATA[şantiye ve iş güvenliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1125</guid>
		<description><![CDATA[Şantiyeler ve İş Güvenliği Videodan anlaşılacağı üzere şantiyelerde iş termin planı ve bunu uygulayan amirlerin disiplinli denetimi şarttır. Bu disiplin sayesinde düzeysiz şakaların, diğer iş  risklerinin önüne geçilebilir ve olası iş kazaları önlenebilir. Şantiye Takımı Şantiye Şefi Şantiyede resmi ve gayri resmi her şeyden sorumlu olan kişidir. Genellikle yerinde bulamazsınız. Ya arazidedir ya da idareye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/cilgin-santiye.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>Şantiyeler ve İş Güvenliği</h2>
<p>Videodan anlaşılacağı üzere şantiyelerde iş termin planı ve bunu uygulayan amirlerin disiplinli denetimi şarttır. Bu disiplin sayesinde düzeysiz şakaların, diğer iş  risklerinin önüne geçilebilir ve olası iş kazaları önlenebilir.</p>
<h2>Şantiye Takımı</h2>
<h4>Şantiye Şefi</h4>
<p>Şantiyede resmi ve gayri resmi her şeyden sorumlu olan kişidir.<br />
Genellikle yerinde bulamazsınız. Ya arazidedir ya da idareye görüşmeye  gitmiştir. Mesai saati belirsizdir.<br />
Şantiye Şefi; işverenin işyerindeki kanuni temsilcisidir. Şantiye Şefini  işveren atar, kontrol teşkilatınca onaylanır. İdareye yazı ile  başvurulur, yeterliliği idarece kontrol edilir (Diploma, özgeçmiş,  işveren vekaletnamesi, şantiye şefi taahhütnamesi)<br />
Müteahhit ve dolayısıyla vekili olan Şantiye Şefi, idarece tasdik  edilmiş olsa dahi, hataları bulup düzeltmekle yükümlüdür.Bu Şantiye  Şefi&#8217;nin temel sorumluluğudur.</p>
<h4>Şantiye Şef Yardımcısı</h4>
<p>Şefin Sorumlu olduğu her şeyden yardımcısı da sorumludur. Şantiye  Şefliği zamanın çoğunu işveren kuruluşla ilişkilerde harcar.<br />
Şef Yardımcısı, Arazi Mühendisi olarak ve şantiye iç işleri ile ilgili  genel sorunlara direk muhatap olan kişidir. Hem arazi, hem proje hem de  hakkedişlerle uğraşır. Hiç boş zamanı yoktur. Mühendisliğin en yoğun  yaşandığı görevlerden birisidir.<br />
Arazi Mühendisliğinin temel noktası sabırdır. Şantiyede insanları  anlamak, kim ne iş yapabilir, hangi makine ne iş yapabiliri, yani  deneyimi, mühendis bu aşamada öğrenir.</p>
<h4>İş Güvenliği Mühendisi</h4>
<p>İş Güvenliği: İşyerlerinde kazaları ve meslek hastalıklarını minimum<br />
seviyeye indirmek için risk analizlerini yapmak<br />
ve bu analizlere göre uygun risk kontrol tedbirlerini uygulamak ve<br />
denetlemek, iþçilere gerekli eğitimi vermek<br />
amacıyla uygulanan çoklu bilimsel bir yönetim sistemidir.</p>
<p>Şantiyelerin büyüklüğüne ve ihtiyacýna göre değişse de yukarıda  tanımlanan<br />
işi yapan teknik elemanlara iş<br />
güvenliği elemanı denir.</p>
<p>Alttan  başlarsak iş güvenliği gözetimcisi,  iş güvenliği formeni, iş  güvenliði süpervizörü, iş güvenliği teknikeri, iş<br />
güvenliği uzmanı, işgüvenliği müdürü ve iş güvenliği koordinatörü  şeklinde sıralanan  pozisyonlar bulunmaktadır.</p>
<p>Şantiyelerde genellikle iş güvenlikçi olarak anılır. Yurtdışı<br />
şantiyelerinde genelde HSE (health safety<br />
environment) olarak bilinir.</p>
<h4>Formen</h4>
<p>Formen, şantiyecilikte bir meslek grubundan (Usta, operatör,topograf)  kendini yetiştirmiş,  arazide işin uygulanması için makine, personel ve  malzemeyi sevk ve idare eder. Ekip başıdır. Kazı, Beton Formeni gibi.<br />
Mektepli değil alaylıdır. Yani çekirdekten yetişmedir. Hesap yönünden  fazla detaya inemez, deneyimleri öngörülerini haklı çıkarır. Haksız  çıktığı durumlar da olabilir.  Projede çizgi ve görünümlerden ibaret bir  işi, en uygun maliyetle gerçeğe dönüştürmekte deneyim en önemli araçtır  ve Formen bunun anahtarıdır. Hangi makine ne iş yapabilir veya yapamaz,  hangi şoför veya operatör nasıl idare edilir formen bilir.<br />
İşe yeni başlamış bir teknik eleman için bir formenle çalışmak zordur.  Hesabı bilen mühendis formenin destekleyicisidir. Mühendis iyi bir  izleyici olursa, arazi ve iş  deneyim  süreci formen vasıtasıyla  çabuklaşır.</p>
<h4>Atölye</h4>
<p>Atölye , şantiyenin oto sanayisidir. Ustaların özelliği ,iş makineleri  ve şantiyenin türüne göre o işe özel makinelerden iyi anlamalarıdır.  Atölyenin yapamadığı araç teknik servise veya sanayi ye gider. Bunun  dışında yedek parça temin edilir, atölye tamiri kendisi yapar.<br />
Ustalar da çekirdekten yetişmedir. Atölyenin kendine has bir dili  vardır. İngilizce kataloglardan Türkçe&#8217;ye değişerek geçmiş çok kelime  vardır. Bu lisan zaman içerisinde anlaşılır.<br />
Atölyede iş yeri hem şantiye hem de arazidir. Yol, sulama gibi geniş  alanlı işlerde arazide çalışan iş makinelerinin bakım ve tamirleri  çoklukla yerinde yapılır. Atölye, aynı zamanda arazi personelidir. Ağır  bakım ve tamirlerde iş makineleri şantiyeye gelir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/cilgin-santiye.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/cilgin_santiye.flv" length="1400515" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>V8 Motoru İşleme ( 5 Eksen CNC )</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/v8-motoru-isleme-5-eksen-cnc.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/v8-motoru-isleme-5-eksen-cnc.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 19:04:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[5 eksen cnc]]></category>
		<category><![CDATA[CNC]]></category>
		<category><![CDATA[cnc nedir]]></category>
		<category><![CDATA[V8]]></category>
		<category><![CDATA[v8 motoru]]></category>
		<category><![CDATA[v8 motoru işleme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1123</guid>
		<description><![CDATA[CNC Nedir? CNC (Computer Numerical Control), CNC &#8216;bilgisayar sayımlı idare&#8217; anlamına gelir. NC tezgahlar, üzerine özel bir standarda göre delikler delinmiş bantlar ile &#8220;otomatik&#8221; olarak işleme yaparlar. CNC makineler, üzerine monteli bir bilgisayar aracılığı ile programlanarak &#8220;otomatik&#8221; olarak işleme yapan makinelerdir. Bazı örnekler; CNC Torna Tezgahı CNC İşleme Merkezi CNC Freze CNC Ahşap İşleme Makinesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/v8-motoru-isleme-5-eksen-cnc.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>CNC Nedir?</h2>
<p><strong>CNC</strong> (<strong>C</strong>omputer <strong>N</strong>umerical <strong>C</strong>ontrol), <strong>CNC</strong> &#8216;bilgisayar sayımlı idare&#8217; anlamına gelir. NC tezgahlar, üzerine özel  bir standarda göre delikler delinmiş bantlar ile &#8220;otomatik&#8221; olarak  işleme yaparlar. CNC makineler, üzerine monteli bir bilgisayar aracılığı  ile programlanarak &#8220;otomatik&#8221; olarak işleme yapan makinelerdir.</p>
<p>Bazı örnekler;</p>
<ul>
<li>CNC Torna Tezgahı</li>
<li>CNC İşleme Merkezi</li>
<li>CNC Freze</li>
<li>CNC Ahşap İşleme Makinesi</li>
<li>Punch Tezgahı</li>
<li>Abkant</li>
</ul>
<p>CNC makineleri kullanmak (programlamak) için G (hazırlık) kodları, M  (yardımcı) kodları kullanılır. CNC makinelerin programlanmasında iki  çeşit standart sözkonusu olmaktadır.</p>
<ul>
<li>1-ISO (Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu) standardı</li>
<li>2-DIN (Alman Normları Enstitüsü) standardı</li>
</ul>
<p>Makine üreten firmalar bu standartlar çerçevesinde bu kod  sistemlerini daha da geliştirmiş ve daha çeşitli hale getirmişlerdir.</p>
<p>Günümüzde CNC makinelerin daha verimli, daha hızlı ve hatasız  programlanabilmesi için CAD (bilgisayar destekli dizayn) ve CAM  (bilgisayar destekli üretim) programları kullanılmaktadır.</p>
<p>Bilgisayarlarda oluşturulan tasarımlarda yine bilgisayarlarla CNC  makinalar için işleme aşamalarına karar verilip bunlar simulasyonla  kontrol edilir ve işleme için G kodları oluşturulur.</p>
<p>CAD, CAM, CNC: En basit ifadeyle, mekanik işleme gerektiren bir  çalışmayı (delme, kazıma, boyama vs.), bilgisayardan gelen komutlara  göre otomatik olarak yapan makinelere CAD CAM CNC makineleri denir.</p>
<p>CAD, CAM ve CNC ile örneğin dikdörtgen şeklindeki bir tahta parçasını  evdeki el aletlerini kullanarak daire şekline getirmek istersek, tahta  üzerine pergelle istediğimiz çapta daire çizer, ardından testere ile  daire dışında kalan fazlalıkları keseriz. Güzel bir daire olması için  dairenin çevresi üzerinde bu kez törpü ve zımpara ile daha titiz çalışır  ve nihayetinde tahtadan dairemizi yapmış oluruz. Eğer dekupaj  testereniz varsa bu işi çok daha çabuk yapabilirsiniz. Ancak tam daire  olması için yine törpü ve zımpara ile temiz çalışma gerekecektir.</p>
<ul>
<li>CNC  Makine Çeşitleri</li>
<li>CNC Otomat İşleri</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/v8-motoru-isleme-5-eksen-cnc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/V8_Motoru_leme_5_Eksen_CNC__Cad_Cam.flv" length="27115025" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Su jeti nasıl çalışır [en]</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/su-jeti-nasil-calisir-en.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/su-jeti-nasil-calisir-en.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Mar 2010 18:57:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[su gücü]]></category>
		<category><![CDATA[su gücüyle kesme]]></category>
		<category><![CDATA[su jeti]]></category>
		<category><![CDATA[su jeti nasıl çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[su jeti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[su jeti video]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1120</guid>
		<description><![CDATA[Su Jeti &#8220;taşı delen suyun gücü değil sabırla damlamasıdır&#8221; sözünü bir yerden duymuşsunuzdur ve ayrıca ünlü çin işkencesini de bilirsiniz. Peki çok sabırlı değilseniz ne yaparsınız? Yüksek basınç altında suyu micron çapında bir delikten geçmeye zorlarsanız ve bu geçiş hızını milisaniyelerde yaptırırsanız ne elde edersiniz? Bir su jeti makinası. Peki bu su jeti ne işe [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/su-jeti-nasil-calisir-en.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>Su Jeti</h2>
<p>&#8220;taşı delen suyun gücü değil sabırla  damlamasıdır&#8221; sözünü bir yerden duymuşsunuzdur ve ayrıca ünlü çin  işkencesini de bilirsiniz. Peki çok sabırlı değilseniz ne yaparsınız?  Yüksek basınç altında suyu micron çapında  bir delikten geçmeye zorlarsanız ve bu  geçiş hızını milisaniyelerde yaptırırsanız  ne elde edersiniz? Bir su jeti makinası.  Peki bu su jeti ne işe yarar? Çelik dahil  her metali mükemmel derecede kesecek bir  alet olur. Tabii  içine bir iki katkı maddesi de koyarsanız.</p>
<div id="attachment_1121" class="wp-caption aligncenter" style="width: 225px"><a href="http://www.teknikvideo.tk/wp-content/uyelerden/su_jeti.jpg"><img class="size-medium wp-image-1121" title="Su Jeti" src="http://www.teknikvideo.tk/wp-content/uyelerden/su_jeti-215x300.jpg" alt="Su jeti nasıl Çalışır - Genel Prensip" width="215" height="300" /></a><p class="wp-caption-text">Su Jeti - Genel Prensip</p></div>
<p style="text-align: center;">
<p>Su jetleri imalat  için oldukça güzel bir kesicidir. Yüksek yüzey kalitesinin yanında minimum malzeme sarfiyatı vardır. Ayrıca malzeme çok ısınmadığı için  deformasyon minimumdadır.Elektriği  kesimde kullanmadığı için metal dışı  maddelerin kesiminde de kullanılır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/su-jeti-nasil-calisir-en.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/Su_Jeti_Nasil_calisir.flv" length="1821735" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Helyum Eğlencesi (Dikkat: Tehlikeli)</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/helyum-eglencesi.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/helyum-eglencesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 13:55:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[balon]]></category>
		<category><![CDATA[helyum]]></category>
		<category><![CDATA[helyum balon]]></category>
		<category><![CDATA[helyum balon yapma]]></category>
		<category><![CDATA[helyum uçuş]]></category>
		<category><![CDATA[uçan balon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1117</guid>
		<description><![CDATA[Helyum Hakkında Hidrojenden sonra en hafif gazdır. Renksiz, kokusuz olmakla beraber soygaz olduğu için tepkimeye girmez ve bu yüzden eylemsizdir. Soygazların son yörüngelerindeki elektron sayısı o yörüngenin maksimum elektron bulundurma kapasitesi kadardır, yani o yörünge ne kadar elektron alabiliyorsa o kadar olur. Helyum&#8217;un atom numarası ikidir (2), her elementte de olduğu gibi, helyumda da ilk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/helyum-eglencesi.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>Helyum Hakkında</h2>
<p>Hidrojenden sonra en hafif gazdır. Renksiz, kokusuz olmakla beraber soygaz olduğu  için tepkimeye girmez ve bu yüzden eylemsizdir. Soygazların son yörüngelerindeki elektron sayısı o yörüngenin maksimum elektron bulundurma kapasitesi kadardır,  yani o yörünge ne kadar elektron alabiliyorsa o kadar olur. Helyum&#8217;un atom numarası ikidir (2), her elementte de olduğu gibi,  helyumda da ilk elektron yörüngesinin maksimum alabildiği elektron  2&#8242;dir. Bu doğrultuda helyum, soygazlar kuralına uyan bir gazdır. Bağıl atom kütlesi ise 4,0026&#8242;tır. Oda  sıcaklığında gazdır ve gaz dışında başka hallerde görmek doğal  koşullarda çok zordur; çünkü erime noktası -272,05 °C ve kaynama noktası -268,785 °C&#8217;dir. Ancak laboratuar  koşullarında sağlanabilen sıcaklıklarda katı ve sıvı halinde görebilir.  Bu sıcaklıklar mutlak sıfır&#8217;a çok yakın olduklarından dolayı laboratuvar  koşullarında sağlamak bile çok zordur. Yoğunluğu ise 0,1785 g/l&#8217;dir,  yani havadan daha hafiftir, bu yüzden de sıcak hava balonlarında ve zeplinlerde kullanılmaktadır. Hidrojenden daha ağırdır, ancak hidrojen yanıcı bir  madde olduğu için artık pek kullanmılmamakta, ve yerini Helyum&#8217;a  bırakmaktadır. Atom çapı 0,49 Å&#8217;dur.  Elektronegatifliği (Elektronegatiflik) yoktur ve elektron  dizilimi 1s (kare) dir. Yükseltgenme  basamağı sayısı sıfırdır.not=her 20.000 küçük helyum balonu bir  insanin kütlesini 6 kg azaltır.</p>
<h3>Kullanım  Alanları</h3>
<p><strong>Helyum</strong> atmosferde çok az miktarda  bulunmaktadır. Ayrıca helyum radyoaktif  minerallerde ve Amerika Birleşik Devletlerinde tabii gazlarda bulunur. Helyum, sıvı havanın fraksiyonlu  destilasyonundan elde edilir. Havadan hafif olması uçan balonlarda  kullanılabilmesini sağlar. Hidrojen gibi yanıcı-patlayıcı özelliği  olmadığı için de oldukça güvenlidir ama bu güvenlik pahalı olduğu için  bu madde pek kullanılmamaktadır. Pahalı olmasının nedeni evren de  hidrojenden sonra en çok bulunan element olmasına ve dünya atmosferinde  1/200.000 oranında bulunmasına rağmen, sıvı havanın ayrımsal  damıtılmasıyla elde edilemez. Bunun sebebi, Helyumun atmosferdeki diğer  bir çok gazın aksine Joul-Thompson katsayısının pozitif olmayışıdır. Bu da onun sıkıştırılmak suretiyle  sıvılaştırılmasını engeller ve de havadan elde edilmesini imkansız hale  getirir. Amerikadaki (ABD) bazı doğal gaz yataklarında %7&#8242;ye varan oranlarda He gazı  bulunmaktadır ki bu Helyumun ticari olarak satılabilecek kadar  üretilmesine imkan sağlamaktadır.</p>
<p>Helyum inert gaz olması özelliğinden dolayı bazı metallerin inert  atmosfer oluşturulmasına kullanılır. Ayrıca dalgıç tüpleri %80 He ve %20  O<sub>2</sub>&#8216;den oluşur. Sıvı hava yerine helyumla karıştırılmış  oksijen kullanılmasının sebebi vurgun diye tabir edilen olayı  önlemektir. Helyumun buradaki fonksiyonu, yukarıda bahsi geçen  Joule-Thompson katsayısının negatif olması nedeniyle yüksek basınçta  sıvılaşmayıp, dalgıçlar yukarı doğru çıkarırken yüksek basınçtan düşük  basınca hızlı geçişte oluşan çözünürlük farkından dolayı kanda  baloncuklar oluşturup felce neden olmamasıdır. Helyum ayrıca sıvı roket  yakıtlarının basınç altında tutulmasında kullanılır. Sıvı helyum soğutma  amaçlı da kullanılmaktadır (NMR cihazlarında)</p>
<h3>Helyum&#8217;un  İnsan Sesini İnceltmesi Hakkında</h3>
<p>Bu durum, sesin helyum icinde daha hızlı hareket etmesinden  kaynaklanmaktadır. Bunun sebebi de gazlar içindeki sesin hızının, gazın  yoğunluğun&#8217;un karekökünün ters orantılı olmasıdır. Helyum da havadan çok  daha az yoğun bir gaz olmasından dolayı (uçan balonlar gibi), helyum  içinde sesin hızı havadakine göre birkaç kat daha fazladır. Ses  tellerini hava yerine helyumun titreşmesi ve sesin helyum içinde daha  hızlı ilerlemesi nedeniyle, insan sesi tiz bir şekilde çıkar. Alınan  helyum, tekrar verildikten sonra bu ses incelmesi etkisini kaybeder.</p>
<p>Benzer şekilde yine, inert ve zehirsiz  olan SF<sub>6</sub> gazını solumanız durumunda ise, bu kez bu gazın  havadan yaklaşık 6 kat daha yoğun olması ve bu nedenle sesin SF6 içinde  havadakinden çok daha yavaş ilerlemesinden dolayı, bu kez insan sesi  kalın çıkmaktadır.</p>
<h2>Tarihçe</h2>
<p>Helyum ilk olarak 1868&#8242;de İngiltere&#8217;de astronom Norman Lockyer tarafından tayf çizgileri olarak gözlenmiştir. İskoçyalı kimyacı William Ramsey 1895 yılında uranyum içeren kleveyit minerali  ve bir asitle yaptığı bir deneyde, helyum oluştuğunu görmüştür. 1868 yılında Fransız  Pierre Janssen ve İngiliz Norman Lockyer birbirinden bağımsız olarak  helyumu keşfetmilerdir.1908 yılında Heike Kamerlingh Onnes 0.9 K de ilk  sıvı helyumu elde etmiştir.</p>
<h3 id="siteSub">Vikipedi, özgür ansiklopedi</h3>
<table>
<tbody>
<tr>
<th>Madde Adı</th>
<th>Yoğunluğu (g/L)</th>
<th>Durumu</th>
</tr>
<tr>
<td>Helyum</td>
<td>0.1786</td>
<td>0 °C ve deniz seviyesinde</td>
</tr>
<tr bgcolor="#f5f5f5">
<td>Hava</td>
<td>1.2929</td>
<td>0 °C ve deniz seviyesinde</td>
</tr>
<tr>
<td>SF6</td>
<td>6.164</td>
<td>0 °C ve deniz seviyesinde</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/helyum-eglencesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.teknikvideo.tk/video2/Helyum_mace.flv" length="4053685" type="video/x-flv" />
		</item>
		<item>
		<title>Opel Ampera Tasarımı ve Çalışma Prensibi</title>
		<link>http://www.ceprehberi.tk/opel-ampera-tasarimi-ve-calisma-prensibi.html</link>
		<comments>http://www.ceprehberi.tk/opel-ampera-tasarimi-ve-calisma-prensibi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 13:56:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>vidyocu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Videolar]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[ampera]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[çalışma prensibi]]></category>
		<category><![CDATA[elektrikli araba]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit]]></category>
		<category><![CDATA[opel]]></category>
		<category><![CDATA[opel ampera]]></category>
		<category><![CDATA[otomobil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.teknikvideo.tk/?p=1111</guid>
		<description><![CDATA[Opel Ampera Tasarımı ve Çalışma Prensibi Opel&#8217;in yeni modeli Ampera, 500 km menzile sahip elektrikle çalışan çevreci bir otomobil. Farklı tasarımı ve genişletilmiş menziliyle yeni Opel Ampera. Opel&#8217;in ilk defa Cenevre Otomobil Fuarı&#8217;nda tanıtımını gerçekleştireceği yeni modeli Ampera, Flextreme ve GTC Concept otomobillerinden aldığı tasarımı ipuçlarını bir araya getiriyor.Ampera, gücünün tamamını elektrikten alıyor. 60 kilometreye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ceprehberi.tk/opel-ampera-tasarimi-ve-calisma-prensibi.html"><em>Click here to view the embedded video.</em></a></p>
<h2>Opel Ampera Tasarımı ve Çalışma Prensibi</h2>
<p>Opel&#8217;in yeni modeli Ampera, 500 km menzile sahip elektrikle çalışan    çevreci bir otomobil. Farklı</p>
<div>tasarımı ve genişletilmiş  menziliyle yeni Opel Ampera.</div>
<div>Opel&#8217;in ilk defa Cenevre Otomobil  Fuarı&#8217;nda tanıtımını   gerçekleştireceği yeni modeli <strong>Ampera</strong>, <strong>Flextreme </strong>ve <strong>GTC   Concept </strong>otomobillerinden aldığı tasarımı ipuçlarını  bir araya   getiriyor.<strong>Ampera</strong>, gücünün tamamını elektrikten  alıyor. <strong>60   kilometreye </strong>(<strong>MVEG</strong>) kadar gerçekleştirilecek  yolculuklar   için, <strong>16-kWh</strong>’lık lityum-iyon aküye depolanan elektrik    enerjisiyle çalışıyor. <strong>Sıfır karbondioksit</strong> (<strong>CO2</strong>)    salınımıyla yeni <strong>Opel Ampera </strong>hem <strong>çevreci </strong>hem de <strong>ekonomik</strong>.    Akünün tamamen tüketildiği zaman, bir <em>motor-jeneratöründen </em>gelen    elektrikle, <strong>Ampera</strong>’nın menzili 500 kilometreyi geçiyor.</div>
<div>
<div>Opel Ampera 16kWh lithium-ion bataryaya sahip so teknoloji ürünü    bir hibrit otomobil. Uzun zamandır merakla beklenen aracın ilk seri    üretim örnekleri test edilmeye başlandı. En geç 2011 yılında tamamen    seri üretime geçilecek olan otomobil şu an için sınırlı sayıda    üretilmekte. GM’in pazarda satmakta olduğu Chevy Volt’un yeni versiyonu    olacağı kesinleşen araç, sıradışı bir tasarıma sahip. Opel Ampera,    barındırdığı elektrik motoruyla 60km yol alabiliyor.  Elektrik motorunun   yanında içten yanmalı 4 silindirli bir motor  bataryaların dolmasını   sağlıyor. Bu sayede araç 500km’yi aşan  mesafedeyol katedebiliyor.    0-100km/h hızlanmasını 9sn gibi kısa  birsürede tamamlayan otomobilin en   büyük özelliği ise, tam manasıyla  hibrit olmaması.</div>
<div>Hibrit denildiğinde akla ilk gelen Toyota  Prius tarzı   otomobillerdir. Yani otomobil belli  bir hızın altında içten yanmalı   motorunu durdurur ve trafiğin sıkışık  olduğu dur-kalklar esnasında   elektrik motorunu kullanarak yakıt  ekonomisi sağlar. Tabi Toyota Prius   güneş enerjisi, fren gücü ve egsoz gazlarının ısısını dahi kullanarak   elektrik  üretimine yardımcı kaynaklar üretiyor fakat Opel Ampera’daki   durum  farklı. Opel Ampera’daki içten yanmalı benzin motoru sadece   lithium-ion bataryanın  şarj edilmesi için kullanılıyor. Araç itme gücü   olarak sadece elektrik motorundan  faydalanıyor. 115 HP güç üreten bu   elektik motoru ile araç 160km/s  maksimum hıza ulaşabiliyor.</div>
<div>Opel Ampera gelecek ay Cenevre otomobil Fuarı’nda resmen    tanıtılacak.</div>
<div id="TixyyLink"><a href="http://www.bilgiustam.com/opel-ampera-gun-yuzune-cikti/#ixzz0iFkROg2y"><br />
</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ceprehberi.tk/opel-ampera-tasarimi-ve-calisma-prensibi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

